Hayatta bazı duygular vardır ki, onları anlamak için yaşamak gerekir. Bu duyguları önceden kestiremez, planlayamaz ya da öngöremezsiniz. Benim için geride bırakmak da böyleydi. Başlangıçta basit, sıradan ve belki de rahatlatıcı bir süreç gibi geliyordu. Ama yaşadıkça fark ettim ki, bazı şeyleri geride bırakmanın içinde bambaşka bir hikâye varmış.
Geride Bırakmanın Anlamı
İnsan bazı şeyleri geride bırakmak istediğinde, genellikle bunu özgürlükle, rahatlıkla ve hafiflemekle ilişkilendirir. Ancak geride bırakmanın her zaman beklenen rahatlamayı sağlamadığını fark etmek şaşırtıcıdır. Kimi zaman eski yüklerin yerini hiç bilmediğimiz yenileri alır. Ben uzun süre geride bırakmanın beni tüm sıkıntılarımdan kurtaracağını sandım ama kendi içimdeki belirsizlik ve çelişkilerle baş başa kaldım. İçimde zaman zaman “Acaba bırakmaya hazır değil miyim?” sorusu yankılandı. Belki de bırakmanın içinde gizlenen asıl korkum, bir şeylerden vazgeçmenin yenilgi gibi algılanmasıydı.
Tekrarlayan Anılar ve Beklenmedik Kopuş
Yaklaşık iki buçuk yıl boyunca zihnim sürekli aynı yerde dönüp dolaştı. Aynı hatıralar, aynı yüzler ve aynı eski hikâyeler sürekli tekrar edip durdu. Bilinçaltım sanki hiç yenilenmeyen bir müze gibiydi; her gün yeniden gezmeye başlıyor, her defasında sanki ilk kez görüyormuş gibi durup aynı ayrıntıları inceliyordum. Duvarlar, fotoğraflar ve aynalarda hep aynı siluet vardı; zamanla bu tekrara alıştım ve bu döngünün içinde garip bir güven, tuhaf bir rahatlık hissetmeye başladım.
Sonra, bundan iki hafta önce beklenmedik bir şey oldu. Sabah uyandığımda içimde garip bir eksiklik hissettim. Sanki yıllarca taşıdığım bir şeyi, farkında olmadan bir yerde bırakmışım gibiydi. İlk başta anlamlandıramadım bunu. Birkaç gün geçtiğinde içimde bir boşluk olduğunu fark ettim. Garip bir rahatlama ama aynı zamanda tarifsiz bir suçluluk hissediyordum. “Neden böyle hissediyorum?” diye sorguladığımda fark ettim ki, o çok istediğim geride bırakma hali nihayet gelip beni bulmuştu.
Ama bu sandığım gibi olmadı. Acıdan kurtulmak yerine, bir parçayı kaybetmiş gibi hissettim. Sanki içinde bulunduğum hikâyenin kahramanı aniden sahneden çekilmişti ve ben, seyircilerin önünde boş sahneyle baş başa kalmıştım. Ne söyleyeceğimi, nasıl hareket edeceğimi bilmiyordum. Geride bırakmak, beklentilerimin aksine, bana özgürlükten çok şaşkınlık ve anlamsızlık getirmişti.
Yeni Bir Başlangıç
Bugün anlıyorum ki, geride bırakmak sadece eski anıları bırakmak değil, bazen kendimden bir parça bırakmak demekmiş. Artık geriye dönüp sürekli aynı noktada dolaşmak yerine, önümde duran belirsizliğe cesaretle adım atmam gerektiğini hissediyorum. Yeni başlangıçların bana yeni insanlar, yeni hikâyeler ve yeni heyecanlar getireceğini düşünüyorum.
Geçmişin bana verdiği güven hissiyle yetinmek yerine, önüme çıkan yeni hikâyelere ve karşılaşmalara açık olmaya karar verdim. Eskiden kalma alışkanlıkları ve anıları güvenli bir liman gibi görüyordum ama şimdi açık denize açılmanın, bilinmezliğin bana neler getireceğini merak ediyorum.